İzmir bugün siyasi tartışmalardan çok daha önemli ve acil sorunlarla karşı karşıyadır.
Vatandaşımızın beklentisi çok nettir: Temiz bir kent, düzgün yollar, çalışan altyapı, ulaşılabilir toplu taşıma, sağlıklı bir körfez, yaşanabilir mahalleler, sosyal hizmetler ve geleceğe hazırlanan bir İzmir.
Ancak belediye başkanlarının ve belediye meclis üyelerinin hangi siyasi yapıda yer alacağına ilişkin tartışmaların sürekli gündemde kalması, doğal olarak yerel yönetimlerde karar alma süreçlerinin geleceği konusunda soru işaretleri oluşturmaktadır.
Bizim üzerinde durduğumuz konu kişilerin hangi partiyi tercih ettiği değildir. Bu herkesin kendi siyasi tercihidir.
Bizim meselemiz İzmir’dir.
Çünkü belediye yönetimlerinde siyasi belirsizlik uzadığında bunun sonucu yalnızca siyasi kulislerde görülmez.
Meclis komisyonlarının çalışmasından bütçe kararlarına, imar düzenlemelerinden yatırımlara, ulaşım projelerinden altyapı çalışmalarına kadar belediyelerin hayatımıza dokunan hemen her alanında karar süreçlerinin yavaşlaması riski ortaya çıkar.
Bugün alınması gereken bir kararın aylarca tartışılması, bugün başlaması gereken bir yatırımın yarına bırakılması demektir.
Ve belediyelerde kaybedilen zamanın bedelini siyasi partiler değil, vatandaş öder.
Bir mahallede yapılmayan yol olarak öder.
Geciken altyapı yatırımı olarak öder.
Çözülmeyen trafik problemi olarak öder.
Ertelenen kentsel dönüşüm olarak öder.
Yetersiz sosyal hizmet olarak öder.
İzmir’in artık siyasi hesaplaşmalara ayıracak zamanı yoktur.
Kentimizin deprem gerçeği vardır. Altyapı sorunları vardır. Körfez sorunu vardır. Trafik ve ulaşım problemi vardır. Kentsel dönüşüm ihtiyacı vardır. Esnafın, emeklinin, öğrencinin ve dar gelirli vatandaşlarımızın belediyelerden beklentileri vardır.
Böylesine önemli sorunların bulunduğu bir şehirde yerel yönetimlerin bütün enerjisini hizmete yöneltmesi gerekir.
Belediye başkanlarının ve belediye meclis üyelerinin asli görevi siyasi geleceklerini planlamak değil, kendilerine oy veren veya vermeyen bütün vatandaşlara hizmet etmektir.
İzmirli sandığa giderken siyasi belirsizlik değil, beş yıl boyunca kendisine hizmet edecek bir yerel yönetim seçtiğini düşünerek oy verdi.
Bu nedenle belediye meclislerinde oluşabilecek siyasi parçalanmanın belediye hizmetlerinde bir pazarlık veya engelleme aracına dönüşmemesi son derece önemlidir.
Hangi siyasi partiden olursa olsun bütün belediye başkanlarına ve meclis üyelerine çağrımız açıktır:
İzmir’in geleceğini parti tartışmalarının üzerinde tutun.
İzmir için doğru bir proje varsa destekleyin.
Vatandaşın yararına bir karar varsa önünü açın.
Yanlış bir uygulama varsa denetleyin ve karşı çıkın.
Ama İzmir’i siyasi hesapların, kişisel gelecek planlarının ve parti içi mücadelelerin arasında bırakmayın.
Çünkü yerel yönetimlerde siyasi istikrarsızlığın en büyük tehlikesi, bir süre sonra vatandaşta “Nasıl olsa hiçbir şey değişmiyor” duygusunun oluşmasıdır.
Bu duygu siyasete olan güveni, belediyelere olan güveni ve vatandaşın yönetime katılma isteğini zedeler.
İzmirlinin ihtiyacı yeni siyasi krizler değil, çalışan belediyelerdir.
İzmirlinin ihtiyacı yeni koltuk tartışmaları değil, yeni yatırımlardır.
İzmirlinin ihtiyacı parti değiştirme haberleri değil, mahallesinde değişen ve gelişen bir kent görmektir.
Biz yerel yönetimleri bu anlayışla değerlendireceğiz.
Kim hizmet yapıyorsa yanında olacağız.
Kim İzmir’in kaynaklarını doğru kullanıyorsa destekleyeceğiz.
Kim hizmeti aksatıyor, belediyeyi siyasi çekişmelerin içerisine sürüklüyor veya vatandaşın sorunlarını ikinci plana atıyorsa bunun da karşısında duracağız.
Çünkü belediyeler siyasi partilerin değil, milletindir.
İzmir de hiçbir siyasi yapının iç meselesine kurban edilemeyecek kadar değerlidir.
İzmir’in kaybedecek bir günü dahi yoktur.
Artık konuşulması gereken kimin hangi partiye geçtiği değil, İzmir için bugün ne yapıldığı ve yarın ne yapılacağıdır.
Ahmet PAÇACI
İzmir Yerel Yönetimlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı
